top of page

Sürdürülebilirlikte Modern Dünyada Geleneklerin İzleri

Güncelleme tarihi: 27 Kas 2025

Gezegenimizin sayıca ciddi yerli toplulukları, doğayla uyumlu ilişkilerini sürdürmek için yüzyıllar boyunca geleneksel ekolojik bilgiyi ve sürdürülebilir uygulamaları kullanarak çevrelerinin koruyucuları olarak hizmet etmiştir. Son yıllarda, dünya iklim değişikliği, biyoçeşitlilik kaybı bir de ekosistem bozulması gibi önemli çevresel sorunlarla mücadeleyle, yerli halkların sunmakta olduğu paha biçilmez bilgi ve birikimlerin giderek daha fazla tanınması söz konusudur. Farklı kökenlerden insanlar, ortak bir amaç uğruna bilinçli ya da bilinçsizce metodlar ve sistemler geliştirmiş, yüzyıllardır bunları uygulamaya geçmiştir. Bu yazıda, yerli halkların “bilinçli” ya da “bilinçsizce” uyguladığı yol yordamların derinliğini çağdaş çevresel krizler karşısında sürdürülebilirliği teşvik etmedeki değerini keşfedeceğiz.


Yazıya ilham olan geleneksel ekolojik bilgi anlayışı nedir ?


Geleneksel ekolojik bilgi, yerli topluluklar içinde nesilden nesile aktarılan birikmiş bilgi, uygulamalar ve inançları kapsar. Bu birikim, insanlar ile çevreleri arasındaki derin ilişkiye kök salmıştır ve yerel ekosistemler, biyoçeşitlilik ayrıca doğal kaynak yönetimi hakkında karmaşık fikirleri yansıtır. Geleneksel bilgi, geleneksellikten uzak bilimin aksine, manevi, kültürel ve sosyal boyutları, çevre korumacılığı ile bütünleştirir.


Tüm canlıların birbiriyle bağlantılı olduğunu vurgulayan ve doğanın enstrümantal kullanımından öte, kutsal varlıklar olarak saygı gösterilmesi gerektiğini kabul eden bu kültürel ürün, yerli halklar için, toprak ve kaynaklar sömürülmeyecek, ancak saygı gösterilecek ve beslenecek kutsal varlıklar olduğunu kanıtlar. Bu dünya görüşü, kısa vadeli kazanımlar yerine, korumayı, karşılıklılığı ve toplumun refahını önceliklendiren sürdürülebilir uygulamaları yönlendirir.


Bilinçsizlik, Bilim ve Geleneksel Ekolojik Bilgi: Dünyada olup bitenden yola çıkmak gerekirse bilinçsizlik ve yetersiz bilim algısına sahip toplulukların başlarına ne çoraplar ördüğünü görmek mümkündür. Etnik grup veya kabilelerin zaman içerisinde yaşaya yaşaya ortaya koydukları bahsigeçen ekolojik tecrübe onları doğa ile bir olmaya iter. Bireyler ellerinde büyüyenlerle bilimin bilinmeyenini mercek altına almamış fakat düzene ayak uydurmuşlardır. İklim krizine karşı alınması şart sayılan acil önlemlerden doğan bir düşünce vardır ki, etiği sorgulanır. Tartışma konusu olan bu yaklaşım, küresel ısınmaya karşı bir an önce harekete geçmek için milyarlarca kişi bilinçlendirmek yerine korunmuş azınlık halkların izole hayatlarında kullandıkları metodlarla bırakmayı vurgular. Paradoksal fikirleri bir kenara bırakarak, Geleneksel ekolojik bilgiyi daha güzel aktarabilmek amacıyla örnekler aşağıdadır:

Agroforestry Sistemleri: Amazon yağmur ormanındaki yerli topluluklar, Kayapo ve Yanomami kabileleri gibi, çeşitli tarım ürünlerini, ağaçları ve vahşi yaşamı entegre eden karmaşık agroforestry sistemleri geliştirmiştir. Bu sistemler, doğal orman yapılarını taklit ederek toprak verimliliğini artırır, mikroiklimleri düzenler ve biyoçeşitliliği ve karbon tutulumunu korurken gıda güvenliğini destekler.


Su Yönetimi: İran ve diğer kurak bölgelerdeki yerli topluluklar tarafından kullanılan geleneksel qanat sulama sistemi, sürdürülebilir su yönetimi için yaratıcı bir yaklaşımı gösterir. Qanatlar, yeraltı suyunu uzak su yataklarından yüzeye doğru yönlendirmek için yerçekimini kullanır ve bu da tarım ve insan tüketimi için güvenilir su kaynağı sağlarken buharlaşmayı ve tuzlanmayı en aza indirir.


Deniz Koruma: Yeni Zelanda'daki Maori ve Arktik'teki Inuit gibi yerli deniz kültürleri, deniz ekosistemleri ve sürdürülebilir balıkçılık uygulamaları konusunda karmaşık bilgilere sahiptir. Mevsimsel göçleri, üreme alanlarını ve hayvan davranışlarını gözlemleyerek, bu topluluklar balık stoklarının ve deniz habitatlarının uzun vadeli sağlığını sağlamak için avlarını düzenlerler.


Yerli Bilginin Kimi Araştırmacıya Göre Çağdaş Çevresel Sorunları Ele Almadaki Önemi:

İklim belirsizliği ve denge bozulmasının başladığı bir dönemde, yerli topluluklar çeşitli zorlu ortamlarda yaşamalarıyla geliştirdikleri uyarlanma stratejilerine sahiptirler. Inuitlerin buz dinamikleri hakkındaki bilgilerinden Quechua'nın dağ ekosistemleri hakkındaki anlayışına kadar, yerli halklar iklim direnci, sürdürülebilirliğe opsiyon sunar.


Küresel doğal kaynak talebinin artmasıyla, yerli kaynak yönetimi uygulamaları, çıkarıcı endüstrilere ve yıkıcı arazi kullanımı uygulamalarına alternatifler sunar. Geleneksel yasalar, geleneksel toprak mülkiyeti sistemleri veya topluluk temelli izleme programları aracılığıyla, yerli topluluklar yerel yönetişim ve koruma ile ormancılık, havzalar ve vahşi yaşam habitatlarının sürdürülebilir kullanımını nasıl sağlayacaklarını gösterirler.

Ekolojik önemi ötesinde, yerli bilgi sistemleri kültürel dayanıklılığı ve nesiller arası öğrenmeyi temsil eder. Geleneksel dilleri, törenleri ve hikaye anlatma uygulamalarını canlandırarak, yerli topluluklar kimliklerini yeniden doğrular ve sosyal uyumu güçlendirir, böylelikle toprağa karşı aidiyet ve sorumluluk duygusu geliştirirler.


Çevresel sürdürülebilirliğe katkılarına rağmen, yerli halklar arazi gaspı, kültürel marjinalleşme bilgi sistemlerinin yeterli tanınmaması gibi birçok zorlukla karşı karşıyadır. Bu zorlukların üstesinden gelmek, yerli hakların korunmasını, kültürler arası diyalogu teşvik etmeyi ve geleneksel bilgiyi ana akım politik uygulamalara entegre etmeyi gerektirir.


Sonuç olarak, yerli bilgelik, küresel çevresel krizlerle karşı karşıya olduğumuzda bir umut ve dayanıklılık kaynağını temsil eder. Geleneksel ekolojik bilgiyi onurlandırarak ve yayarak, daha sürdürülebilir ve adil bir gelecek inşa edebiliriz. Yerli bakış açılarını, uygulamalarını ve değerlerini benimsemek, sadece biyoçeşitliliği ve ekosistem hizmetlerini korumak için değil, aynı zamanda kolektif bilgeliğimizi ve kültürel çeşitliliğimizi zenginleştiren ve besleyen insanlık mirasını korumak için de önemlidir. Antroposen'in karmaşıklıklarını yönetirken, yerli halkların zamansız öğretilerini dinleyelim ve doğal dünya ile uyum içinde yürüyelim.


Derya Yener

Şubat -2024


Kaynakça:

-Dünya Sağlık Örgütü (WHO). “Yerli Halkların Sağlığı ve Çevre" raporu.

-Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP)."Yerli Halklar ve Sürdürülebilir Kalkınma" raporları.

-Çevre Koruma Ajansı (EPA)."Yerli Halkların Çevre Bilinci ve Koruma Uygulamaları" raporları.

-Uluslararası Yerli Hakları Örgütü (IWGIA). "Yerli Bilgi ve Ekolojik Sürdürülebilirlik" makaleleri.

-Çevre ve Doğal Kaynaklar Enstitüsü (CIRES). “Yerli Halkların Ekolojik Bilgisi ve Sürdürülebilirlik" çalışması.

 
 
 

Yorumlar


Gençlik İçin Yeşil
(Green For Youth) Derneği 

Mail Bültenimize Kaydol!

KVKK ve Aydınlatma Metnini okudum, anladım ve kabul ediyorum.

Green For Youth

Başvurular

Etkinliklerimiz
Hakkımızda

Yazılarımız

© 2025 Green For Youth (GFY). Tüm hakları saklıdır.

bottom of page